Diş eksikliklerinin giderilmesinde en güvenilir yöntem olan implant tedavisinde, hastaların karşısına çok geniş bir marka yelpazesi çıkar. Genellikle "İthal olan daha mı kalitelidir?" veya "Yerli implant tercih edersem sorun yaşar mıyım?" gibi sorularla karşılaşırız. Günümüzde Türkiye, implant üretiminde dünya standartlarını yakalamış olsa da, **yerli ve ithal implantlar** arasında seçim yaparken dikkat edilmesi gereken bazı temel kriterler vardır.
Türkiye, son 20 yılda diş hekimliği teknolojilerinde büyük bir atılım yapmıştır. Yerli implant markaları, dünya genelinde kabul görmüş titanyum teknolojilerini kullanarak üretim yapmaktadır.
İsviçre, Almanya, ABD ve Güney Kore gibi ülkelerden gelen ithal implantlar, genellikle sektörün öncüleri konumundadır.
İmplant markasının köklü olması, ileride bir parça ihtiyacınız olduğunda o firmanın hala piyasada olacağını garanti eder. Yeni kurulmuş ve Ar-Ge desteği zayıf markalarda "yedek parça bulamama" riski vardır.
Eğer kemik yoğunluğunuz çok düşükse veya sistemik bir hastalığınız (diyabet gibi) varsa, hekiminiz kemikle çok daha hızlı kaynaşan özel yüzey teknolojisine sahip ithal markaları önerebilir.
Kaliteli bir implant markası, üretim hatalarına karşı ömür boyu garanti sunmalıdır. Seçtiğiniz markanın size bir "implant pasaportu" veya "garanti belgesi" verip vermediğini sorgulayın.
En iyi implant markası bile, yanlış cerrahi teknikle uygulanırsa başarısız olur. Başarıdaki en büyük pay, markadan ziyade operasyonu gerçekleştiren hekimin tecrübesidir.
Eğer bütçeniz kısıtlıysa ve kemik yapınız sağlıklıysa, yüksek kaliteli ve kendini kanıtlamış **yerli implantlar** son derece güvenli ve başarılı bir tercihtir. Ancak "en üst segment teknolojiyi kullanmak istiyorum ve 50 yıl sonra bile yedek parçama dünyanın her yerinden ulaşmak istiyorum" derseniz **köklü ithal markalar** sizin için daha doğru bir yatırım olacaktır.
Unutmayın: İmplant markasından daha önemlisi, o implantın ağzınızdaki konumunu belirleyen dijital planlama ve cerrahi hassasiyettir.